Orta Avrupa seyahatimizin bu yazısında mevzu Viyana. Sömestr tatilimizi fırsat bilip Orta Avrupa seyahatine çıktığımızı bir önceki yazımız olan Mevzu Bratislava‘da belirtmiştim. Seyahatimiz çok uzun olduğu için her bölge için ayrı bir gezi yazısı yazmak istedim. Bundan dolayı bu hafta mevzu Viyana 🙂

Herkes içlikleri giydiyse, buckle up!

İçimizde içlikler, ayakkabılarımızda küçük ısıtıcı pedler, kafada yün bereler… Osmanlı Viyana’yı kuşatırken böyle hazırlık yapmamıştır. ( :)Tarih bilgisi desen var).

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki ne kadar soğuk olursa olsun bize hiçbir şey olmaz 🙂 (oldu :D)

Tüm Orta Avrupa’da sanırım en beğendiğim yer Viyana oldu. Şehirdeki düzen, her yerde göz alıcı eserlere rastlama ihtimaliniz, başlı başına Viyana Filarmoni Orkestrası… bunların hepsi şehrin kendini size sevdirmesine yetiyor.

Rathaus’da Buz Pateni

Noel/Yılbaşı filmlerinden, romantik komedilerden bir sahne yaşamalık buz pateni pisti 🙂 Patenlerinizi kiralayıp gece/gündüz istediğiniz vakitlerde pistten faydalanabiliyorsunuz. çok büyük 7den 70e herkesin eğlendiği bir aktivite. Yalnız kaymayı bilmeyi bilmiyorsanız dikkatli olun tatilinizi hastanelerde geçirmeyin.

Buz pateninin olduğu yerde, hediyelik eşyalardan yiyecek/içecek stantlarına kadar birçok dükkan var. Sosisliyi burada denedik birazdan yeme/içme başlığında değineceğim 🙂

İspanyol Binicilik Okulu

Hoffburg Sarayı Sisi Müzesine komşu Spanish Riding School’da biletli bir çok gösteri bulunmakta. Tabii ki önceden ayırt etmeniz gerekiyor. Hatta Viyana’daki yeme/içmeden eğlenceye birçok şey için rezervasyon gerekiyor. Yoksa kaçırdığınıza çok üzülürsünüz.

Bilet fiyatları değişken ama yaklaşık olarak 20€-40€ arası diyebiliriz. Zamanınız kısıtlıysa ve Operaya gitmekle buradaki gösteri arasında kalırsanız .Her zaman tavsiyem tabii ki opera olacaktır. 😉

En altta opera, tiyatro ve binicilik okullarında olan etkinlikler için bilet alabileceğiniz sitenin linkini bırakacağım.

Avusturya Ulusal Kütüphanesi

Bizim gibi üç kitap sever için buranın bir cennet olduğunu söylememe gerek yok. O kadar çok zaman geçirdik ki rotamız Avusturya Ulusal Kütüphanesiüzerinde bulunan 2 bölüme yeterli zaman ayıramadık.

Daha binaya girmeden binanın güzelliğiyle başlayıp, merdivenlerden çıkarken gördüğümüz eserlere, içeriye girdiğimizde tavandan tabana görsel şov yaşadık <3

İçeriye girdiğinizde biletleri hemen önünüze çıkan bankodan alabilirsiniz. Eğer öğrenci iseniz ve bunu uluslararası olarak kabul görülen bir belge ile kanıtlarsanız öğrenci ücreti ile biletinizi alabilirsiniz.

Bileti aldıktan hemen sonra size ağırlık yapan ve etrafa zarar verebilecek olan sırt çantası gibi eşyalarınızı kilitli dolaplara koymanız gerekmektedir. Sizin için de büyük bir avantaj şayet  üzerinizde yükle gezinizin keyfinizi çıkaramayabilirsiniz. Fotoğraf makinenizi, biletinizi ve anahtarınızı aldıktan sonra kütüphaneye girişiniz için merdivenlerden yukarı çıkmaya hazırsınız.

Çok eski yazıtlardan, farklı kültürlerden alınma eski kitaplara, Mozart, Beethoven gibi müzisyenlerin eserlerine rastlayacaksınız.

Kütüphane yine İmparatorluk Sarayı içerisinde bulunuyor. Viyana’nın en güzel yanlarından birisi de bu, gideceğiniz her yer birbirine çok yakın ve çok rahat bir şekilde sistematik olarak gezebiliyorsunuz.

Kütüphane dedik ama içerisinde sadece kitaplar değil, ünlü bestecilere ait eserleri de dinleyebileceğiniz alanlar ve yüzlerinden alınmış üç boyutlu maskeleri ve eserlerinin orijinallerinin de bulunduğunu söylemek lazım.

 

 

 

Rathaus- Belediye Binası

Belediye BinasıBelediye binasına gittiğimizde yanlış yere geldik herhalde burası da meşhur bir yer ya da tarihi bir bina diye düşündük. Kafamızda belediye binası ile gördüğümüz binayı üst üste koyamıyorduk 😀 Fotoğraf çekmeyi seven bir ben ve fotoğraf çekilmeyi seven bir Özge ile burada biraz zaman kaybetmiş olabiliriz.

Binanın içi dışından daha görkemliydi. Bu arada belediye binasından şehrin haritasını, gidilecek yerlerle ilgili bilgileri bulabileceğiniz farklı farklı broşürleri alabilirsiniz. Hem yardımcı oluyor hem de güzel bir hatıra olduğunu düşünüyorum. (Gittiğim her şehirden o şehrin haritasını almak gibi bir huy edinmiş olabilirim. 🙂 ) Bulamadığınız bir yer olduğunda ya da herhangi bir yardımda hiç çekinmeden gidin ve sorun, inanılmaz yardımseverler.

Hundertwasser Evi

Öncelikle burası Viyana’nın o en sevdiğim özelliğini sağlamıyor. 😀 Yani her yer birbirine çok yakın demiştim ya işte burası biraz uzakta ve sapa. Google maps’in hayinliğine mi uğradık yoksa bizde mi hata vardı bilmiyorum. Ama etrafında 2-3 tur attıktan sonra güneş batmaya başlarken bulmuştuk. Bir cadde üzerindeki sokağın iç tarafında kalıyor. 

Friedensreich Regentag Dunkelbunt Hundertwasser adlı Viyana’nın çağdaş ressamı tarafından tasarlanmış bir evdir kendileri. Yaşayan ev, Yeşil ev, Canlı ev diye de ifade edenleri mevcut. Gerçekten Yaşayan bir ev aslında. Şöyle ki binanın, evlerin her yeri sarmaşıklar ağaç dalları ile kaplanmış durumda. Kaldırım taşlarının altında büyük kökler bulunmakta. Kökler o kadar büyük ki yerde küçüklü büyüklü tepecikler oluşmuş durumda. Kışın gittiğimiz için yeşil ve cıvıl cıvıl haline rastlayamadık ama bu haliyle bile çok güzeldi. 

Viyana gezimiz kısa olmasına rağmen anlatacaklarım çok uzun sürdü. Hem Mevzu Viyana yazısının daha fazla gecikmemesi hem de çok uzun olmaması için bölümlere ayırmaya karar verdim. Umarım siz de okurken keyif alırsınız. 

 

Deneyimlerinizi, yorumlarınızı veya sorularınızı aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz. Twitter, Instagram ve Facebook sayfalarımızdan bizi takip etmeyi unutmayın.

Bunlar da hoşunuza gidebilir:

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: